Almanya’da hastaneler olası savaşa hazırlanıyor

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından Almanya’da sağlık sisteminin olası savaş durumuna dayanıklılığı yeniden gündeme geldi. Ülke genelinde hastaneler ve altyapı incelenirken, havaalanlarına yönelik patlayıcı yüklü drone girişimi ve hastaneleri hedef alan siber saldırılar gibi olaylar güvenlik endişelerini artırdı. Savunma Bakanı Boris Pistorius, Rusya’nın 2029’a kadar NATO topraklarına saldırabilecek kapasiteye ulaşabileceği uyarısında bulundu.
Almanya Silahlı Kuvvetler’in (Bundeswehr) savaş senaryolarına ilişkin hesaplamalarına göre, NATO topraklarına yönelik olası bir saldırıda Almanya’ya günde bine kadar yaralı asker gelebilir. Beş askeri hastanenin kapasitesinin hızla dolması beklenirken, yasalar sivil hastanelerin de savaş döneminde askeri sağlık hizmetlerine destek vermesini öngörüyor. Bu durum, asker ve siviller arasında sağlık hizmetlerinde önceliklendirme sorununu gündeme getirebilir.
REKLAM
REKLAM
Tatbikatta test edildi
Olası bir savaşta Bundeswehr’in sağlık birlikleri yaralı askerleri cephe hattında ilk müdahaleden geçirecek, ardından Almanya’ya sevk edecek. Burada eyalet makamları yaralıları sivil hastanelere yönlendirecek. Bu model, Mart ayında Litvanya’ya yönelik saldırının canlandırıldığı ve askerlerin Berlin ile Brandenburg’daki hastanelere taşındığı geniş çaplı bir tatbikatta test edildi.
Bazı şirketler de devlet düzenlemeleri tamamlanmadan kendi hazırlıklarını yapıyor. Biyoteknoloji şirketi CSL, bazı bölgelerde çalışanlarının yüzde 20’sine kadarının yedek askerlik veya gönüllü yardım faaliyetleri nedeniyle görevlerinden ayrılabileceğini hesapladı. Şirket ayrıca Doğu Avrupa’dan gelen kamyon şoförlerinin kendi ülkeleri tarafından göreve çağrılabileceğine dikkat çekerek kritik ilaçların üretimini savaş koşullarında sürdürmenin yollarını araştırıyor.
REKLAM
REKLAM
Hastaneler de fiziksel ve lojistik dayanıklılıklarını artırmaya çalışıyor. Bazı büyük hastaneler kurşun geçirmez cam ve drone saldırılarına karşı bariyerler gibi önlemleri değerlendirirken, ilaç ve cerrahi malzemelerin kriz halinde ne kadar süre yeteceğini hesaplıyor. PwC’den Michael Ey, Almanya ekonomisinin büyük ölçüde “tam zamanında” tedarik sistemine dayandığını belirterek maske, ilaç ve aşıların farklı bölgelerde merkezi olmayan stoklarda tutulmasını savunuyor.
Ulm Üniversitesi Hastanesi de olası krizlere hazırlanıyor. Hastanede terör saldırısı tatbikatları düzenleyen özel bir kriz ve dayanıklılık ekibi bulunuyor. Ekip ayrıca yeraltı otoparkının uzun süreli acil durum sığınağına dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini inceliyor.
REKLAM
REKLAM
Tıbbi tedarik zincirleri de önemli bir kırılganlık alanı. Almanya ve Avrupa’nın önemli bölümü antibiyotikler ve ağrı kesicilerde kullanılan kritik hammaddeler konusunda Çin’e bağımlı. Ulm Üniversitesi Hastanesi bazı temel ilaçların stoklarını artırırken bütçe kısıtlamaları nedeniyle bunun kapsamı sınırlı kalıyor. Almanya’daki hastanelere yoğun bakım ilaçları için genel olarak altı haftalık stok bulundurmaları tavsiye ediliyor.
Yasal değişiklikler gündemde
Almanya’da sağlık sisteminin savunma veya savaş koşullarında çalışmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin güncellenmesi konusunda geniş siyasi destek bulunuyor. Önceki hükümet bu konuda çalışma başlatmış ancak 2024’te hükümetin dağılması nedeniyle süreci tamamlayamamıştı. Mevcut koalisyonun Sağlık Güvenliği Yasası taslağını yaz aylarında sunması beklenirken takvim sonbahara ertelendi ve yeni hedefin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
REKLAM
REKLAM
Ulm Üniversitesi Hastanesi yöneticisine göre tüm bu hazırlıkların merkezinde sağlık sisteminin kriz sırasında işler durumda tutulması bulunuyor. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesinin toplumsal düzen ve dayanışmanın korunması açısından kritik olduğu vurgulanıyor.






